Blog

Gebelik & doğum

Kan Uyuşmazlığı Nedir? Kan Uyuşmazlığı İğnesi Yapılmazsa Ne Olur?

6 dk okuma

Kan uyuşmazlığı nedir? Kan uyuşmazlığı iğnesinin ne zaman uygulandığını ve yapılmaması durumunda oluşabilecek riskleri öğrenin.

Kan uyuşmazlığı, anne ile bebeğin Rh kan grubu faktörü açısından farklı olması durumudur ve genellikle Rh negatif anne ile Rh pozitif bebek arasında görülür. Bu durumda annenin bağışıklık sistemi bebeğin kan hücrelerine karşı antikor üretebilir ve sonraki gebeliklerde ciddi hematolojik sorunlara yol açabilir.

Rh negatif annede kan uyuşmazlığı belirtileri çoğu zaman ilk gebelikte ortaya çıkmaz; ancak duyarlanma gelişirse sonraki gebeliklerde hemolitik hastalık riski artar. Anne kanında oluşan anti-D antikorları plasentadan geçerek fetüsün eritrositlerini parçalayabilir ve anemiye neden olabilir.

Kan uyuşmazlığı iğnesi yapılmazsa ne olur sorusu özellikle riskli gebeliklerde önem taşır. Anti-D immünoglobulin uygulanmadığında maternal duyarlanma kalıcı hale gelebilir. Bu durum, sonraki gebeliklerde düşük, hidrops fetalis, yenidoğanda sarılık ve ağır hemolitik tablo gelişme ihtimalini yükseltir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı iğnesi ne zaman yapılır konusu koruyucu yaklaşım açısından kritiktir. Anti-D immünoglobulin genellikle 28. gebelik haftasında ve doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde uygulanır. Ayrıca düşük, amniyosentez veya kanama gibi durumlarda da profilaktik enjeksiyon önerilir.

Kan Uyuşmazlığı Nedir?

Kan uyuşmazlığı, Rh (Rhesus) faktörü negatif olan bir annenin, Rh pozitif bebeğe hamile kalması durumunda annenin bağışıklık sisteminin bebeğin kan hücrelerine karşı antikor üretmesiyle oluşan immünolojik bir durumdur. Bu durum genellikle annenin Rh (-), babanın ise Rh (+) olduğu durumlarda ortaya çıkar. İlk gebelikte genellikle sorun yaşanmaz; ancak annenin bağışıklık sistemi sonraki gebeliklerde Rh pozitif fetüsün kan hücrelerine saldırabilir.

Neden Önemlidir?

Rh uyuşmazlığı tedavi edilmediğinde, annenin bağışıklık sistemi bebeğin kırmızı kan hücrelerini yok edebilir. Bu durum bebeğin ciddi şekilde kansız kalmasına (hemolitik hastalık), organ hasarına, kalp yetmezliğine veya doğum öncesi/sonrası ölüme yol açabilir.

Kan Uyuşmazlığı İğnesi Nedir?

Anti-D immünoglobulin (kan uyuşmazlığı iğnesi), Rh negatif annenin Rh pozitif kan hücrelerine karşı bağışıklık sistemi tepkisi geliştirmesini engelleyen bir ilaçtır. Genellikle 28. gebelik haftasında ve doğumdan sonraki 72 saat içinde uygulanır. Düşük, kürtaj, amniyosentez gibi durumlarda da koruyucu amaçla verilebilir.

Kan Uyuşmazlığı İğnesi Yapılmazsa Ne Olur?

İğne yapılmazsa, annenin bağışıklık sistemi Rh pozitif kan hücrelerine karşı antikor üretmeye başlar. Bu antikorlar plasentadan geçerek bebeğin kan hücrelerini tahrip eder. Bu durum, yenidoğan hemolitik hastalığı (eritroblastozis fetalis) gelişmesine neden olabilir. Şiddetli olgularda fetal hidrops (bebekte sıvı birikimi), intrauterin ölüm veya doğum sonrası ciddi sağlık sorunları görülebilir.

Önlenebilir mi?

Evet. Uygun zamanda yapılan Anti-D immünoglobulin enjeksiyonu ile annenin bağışıklık sisteminin Rh pozitif kana karşı antikor üretmesi büyük ölçüde önlenebilir. Bu nedenle gebelik takibi sırasında kan grubu ve Rh durumunun belirlenmesi önemlidir.

Kimler Risk Altındadır?

Rh negatif kan grubuna sahip kadınlar, Rh pozitif partnerden çocuk sahibi olduklarında risk altındadır. Özellikle daha önce düşük, kürtaj veya Rh pozitif bebeğe hamile kalmış olan kadınlarda risk artar.

Takip Nasıl Yapılır?

Rh negatif gebelerde düzenli olarak indirekt Coombs testi ile annede antikor gelişimi izlenir. Antikor saptanmazsa, rutin Anti-D iğnesi uygulanır. Antikor gelişmişse gebelik yüksek riskli olarak değerlendirilir ve yakın fetal izlem gerekir.

Doğumdan Sonra Ne Yapılır?

Doğum sonrası bebeğin kan grubu belirlenir. Bebek Rh pozitifse, annenin bağışıklık sistemini korumak için doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde Anti-D iğnesi yapılmalıdır. Bu uygulama sonraki gebelikler için koruyucudur.

Tedavi Gecikirse Ne Olur?

Antikorlar oluşmuşsa, gebelik süresince fetüste anemi gelişebilir ve intrauterin kan transfüzyonu gerekebilir. Doğum sonrası ise bebekte fototerapi, kan değişimi ve yoğun bakım desteği gibi ciddi tedavilere ihtiyaç duyulabilir.

Kaç Gebelikte Sorun Oluşur?

İlk gebelikte genellikle antikor oluşmadığından ciddi sorun görülmez. Ancak Anti-D yapılmamış her gebelik sonrası annenin bağışıklık sistemi daha duyarlı hale gelir ve sonraki Rh pozitif gebeliklerde sorun yaşanma olasılığı artar.

Kan Uyuşmazlığı Nedir ve Neden Oluşur?

Kan uyuşmazlığını anlamak için öncelikle kanımızın kimlik kartı olan “Rh faktörü”nü tanımamız gerekir. Vücudumuzdaki her hücrenin üzerinde, bağışıklık sistemimize “ben sendenim, bana saldırma” diyen özel proteinler bulunur. Kırmızı kan hücrelerimizin üzerindeki bu proteinlerden biri de “D antijeni”dir. Eğer kan hücrelerinizde bu protein varsa Rh Pozitif, yoksa Rh Negatif olarak adlandırılırsınız. Toplumun büyük çoğunluğu bu proteine sahiptir.

Sorun, Rh negatif bir annenin (yani kanında bu proteini hiç tanımayan bir kadının), Rh pozitif bir bebek (yani kanında bu proteini taşıyan bir canlı) beklemesiyle başlar. Annenin bağışıklık sistemi, hayatı boyunca hiç karşılaşmadığı bu D antijenini, tıpkı bir virüs veya bakteri gibi “yabancı bir işgalci” olarak algılar. Normal şartlarda anne ve bebek kanı birbirine karışmaz; arada plasenta dediğimiz muazzam bir filtre vardır. Ancak doğum anı, düşükler veya gebelik sırasındaki kanamalar gibi durumlarda, bebeğin kanından minicik bir miktar annenin dolaşımına sızabilir.

İşte o anda annenin savunma askerleri (antikorlar) uyanır. “Burada bize ait olmayan bir yapı var” diyerek saldırı planı hazırlarlar. Bu duruma tıpta “duyarlılaşma” diyoruz. Bir kez duyarlılaşan anne vücudu, artık o antijeni hafızasına kazır ve ömür boyu unutmaz. Bu durumun neden oluştuğunu özetleyen faktörler şunlardır:

  • Genetik faktörler
  • Plasental bariyerin zedelenmesi
  • Fetal kanın anneye geçişi

Rh Faktörü ve Kan Uyuşmazlığı İlk Gebelikte Sorun Yaratır mı?

Bu konuda en çok merak edilen ve efsanelerin dolaştığı kısım burasıdır. Genellikle ilk gebeliklerde kan uyuşmazlığı bebeğe zarar vermez. Bunun sebebi, bağışıklık sisteminin çalışma prensibidir. Anne, Rh pozitif bebeğin kanıyla ilk kez karşılaştığında (ki bu genellikle doğum anında olur), vücudun bu “yabancı”yı tanıması ve ona karşı silah (antikor) üretmesi zaman alır. İlk üretilen bu savunma silahları (IgM tipi antikorlar), oldukça büyük ve hantal yapılardır. O kadar büyüktürler ki plasenta bariyerinden geçip bebeğe ulaşamazlar. Dolayısıyla ilk bebek, annenin vücudu savaşa hazırlansa bile, bu savaştan etkilenmeden doğar.

Ancak “bellek” dediğimiz olay burada devreye girer. İlk doğumdan sonra annenin bağışıklık sistemi artık Rh faktörünü tanımıştır. Eğer ikinci bir gebelik olur ve o bebek de Rh pozitif olursa, vücut artık acemi değildir. Bu kez çok daha hızlı, çok daha güçlü ve en önemlisi çok daha küçük yapılı silahlar (IgG tipi antikorlar) üretir. Bu küçük antikorlar plasentadan kolayca geçerek anne karnındaki bebeğin kan hücrelerini yakalar ve parçalar. Yani risk, ilk gebelikte değil sonraki gebeliklerde katlanarak artar. Bu mekanizmanın basamakları şunlardır:

  • Yabancı antijenin tanınması
  • Büyük antikorların üretimi
  • Hafıza hücrelerinin oluşumu
  • İkinci karşılaşmada hızlı saldırı

Kan Uyuşmazlığı İğnesi Yapılmazsa Bebekte Hangi Sağlık Sorunları Görülür?

Eğer gerekli önlemler alınmazsa ve anne duyarlı hale gelirse, anne karnındaki bebek için “savaş” başlamış demektir. Annenin antikorları bebeğin kırmızı kan hücrelerine saldırıp onları patlattıkça (hemoliz), bebekte ciddi bir kansızlık başlar. Kan hücreleri vücuda oksijen taşımakla görevlidir. Oksijensiz kalan bebek, bunu telafi etmek için kalbini daha hızlı çalıştırmak zorunda kalır.

Bu durum basit bir kansızlık değildir; domino taşı gibi diğer organları da yıkar. Bebeğin karaciğeri ve dalağı, kaybedilen kan hücrelerini yerine koymak için aşırı çalışarak büyür. Bir noktadan sonra kalp, bu tempoya dayanamaz ve yetmezliğe girer. Tıpta “Hidrops Fetalis” dediğimiz, bebeğin vücut boşluklarında sıvı toplanmasıyla giden ve maalesef anne karnında kayıplarla sonuçlanabilen ağır tablo oluşur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; teşhis veya tedavi yerine geçmez. Op. Dr. Miray Sekkin Eser kliniğinde plan, yalnızca yüz yüze değerlendirme sonrasında yapılır.