
Jinekoloji
Ankara Laparoskopik Cerrahi
7 dk okuma
Ankara Laparoskopik Cerrahi yapan doktorlardan Op. Dr. Miray Sekkin Eser ile iletişime geçip, Ankara Laparoskopik Cerrahi fiyatları ve süreç hakkında bilgi alabilirsiniz.
Jinekolojik laparoskopik cerrahi
, kadın üreme organlarındaki pek çok hastalığın tedavisinde karın bölgesine büyük cerrahi kesiler yapmadan, sadece birkaç milimetrelik küçük deliklerden girilerek uygulanan modern kapalı ameliyat tekniğidir. Bu yöntemde ucunda kamera bulunan ince optik sistemler ve özel aletler kullanılarak iç organlar yüksek çözünürlüklü ekranlara yansıtılır ve tüm müdahaleler milimetrik hassasiyetle gerçekleştirilir. Geleneksel açık cerrahinin aksine vücut bütünlüğünü koruyan bu minimal invaziv yaklaşım; rahim, yumurtalık ve tüp kaynaklı sorunların tedavisinde hastaya en yüksek konforu, en az doku hasarını ve estetik açıdan izsiz bir sonuç sunan en güvenilir tıbbi çözüm yoludur.
Jinekolojide Laparoskopik Cerrahi Nedir?
İnsan vücudunun içi, organların birbiriyle yakın temas halinde olduğu, boşluksuz ve son derece sıkışık bir yapıdır. Açık bir ameliyatta cerrah, karın duvarını genişçe kesip organları elleriyle kenara iterek kendine bir çalışma alanı yaratır. Ancak hiçbir büyük kesi yapılmadan, dışarıdan içeriye gönderilen çubuk şeklindeki ince aletlerle bu işlemlerin nasıl yapılabildiği genellikle büyük bir merak konusudur. Laparoskopik cerrahi mantığının temelinde, karın içinde güvenli ve geniş bir “çalışma kubbesi” oluşturmak yatar. Bu kubbeyi oluşturmak için özel bir gaza ihtiyaç duyulur ve tıp dünyası bu iş için karbondioksit gazını seçmiştir.
Karbondioksit gazının seçilmesi kesinlikle tesadüf değildir. İnsan bedeni, hücresel solunumun doğal bir sonucu olarak zaten sürekli karbondioksit üretir ve bunu akciğerler yoluyla dışarı atar. Karın içerisine doldurulan bu gaz, bedenin tanıdığı bir madde olduğu için çok hızlı bir şekilde kan dolaşımına karışır ve nefes yoluyla hızla dışarı atılarak vücuttan temizlenir. Gaz karın boşluğuna dolduğunda, karın duvarı tıpkı bir balon gibi yukarı doğru şişer. Bu şişme sayesinde bağırsaklar, mide ve rahim gibi organların arasına mesafe girer. Cerrahlar artık içeride aletlerini özgürce hareket ettirebilecekleri, geniş, aydınlık ve net bir mekana sahip olurlar. Ayrıca bu gazın içeride yarattığı hafif bir basınç vardır. Bu basınç, ameliyat sırasında kılcal damarlardan sızabilecek ufak kanamaları daha başlamadan durduran doğal bir tampon görevi görür. Böylece ameliyat alanı her zaman tertemiz kalır. İçeriye gönderilen ve ucunda yüksek çözünürlüklü mercekler bulunan kameralar, dokuları ekranlara devasa boyutlarda büyüterek yansıtır. Bu dev ekranlar sayesinde insan gözünün normal şartlarda asla göremeyeceği ince sinir uçları, kılcal damar ağları ve milimetrik hastalık odakları net bir şekilde tespit edilir.
Güvenli Bir Başlangıç İçin Laparoskopik Cerrahi Yapılırken Karın İçine Hangi Yöntemlerle Girilir?
Kapalı bir ameliyatın en hassas ve teknik açıdan en çok dikkat gerektiren anı, o ilk giriş anıdır. Karın duvarı; deri, yağ tabakası, güçlü kas zarları ve en içte periton adı verilen ince bir zardan oluşan çok katmanlı bir yapıdır. Bu katmanları güvenle geçip, içerideki hiçbir organa zarar vermeden kameraları ve aletleri içeri yerleştirmek için “trokar” adı verilen silindir şeklindeki özel borucuklar kullanılır. Trokarlar yerleştirilirken hastanın kilosuna, vücut yapısına ve daha önce geçirdiği ameliyatların bıraktığı izlere göre farklı taktikler izlenir.
İlk giriş için kullanılan teknikler şunlardır:
- Veress iğnesi
- Açık (Hasson) giriş
- Optik trokarlar
- Direkt giriş
İlk kez ameliyat olacak veya karın bölgesinde yapışıklık riski düşük olan kişilerde genellikle yaylı özel bir iğne sistemi tercih edilir. Bu iğnenin ucu, karın duvarının sert katmanlarını geçerken keskindir. Ancak karın boşluğuna düşüldüğü saniye, içindeki mekanizma tetiklenir ve iğnenin ucundan künt, yuvarlak bir koruyucu başlık dışarı fırlar. Böylece içerideki bağırsaklara veya büyük kan damarlarına zarar verilmesi engellenir. Fakat kişi daha önce sezaryen, apandisit veya bağırsak ameliyatı gibi işlemler geçirmişse, karın içinde ciddi yapışıklıklar olabilir. Bağırsaklar karın duvarına yapışmış olabilir. Böyle riskli durumlarda körlemesine bir iğne kullanmak yerine, göbek deliğinden çok küçük bir kesi yapılır. Karın zarı doğrudan gözle görülerek ve parmakla kontrol edilerek nazikçe açılır. Kameralar bu şeffaf tabakaları tek tek izleyerek içeri girer. Bu kontrollü yöntem geçmişte ne kadar karmaşık bir ameliyat geçirilmiş olursa olsun, yeni ameliyatın en güvenli şekilde başlamasını garanti altına alır.
Rahim Alınması İşleminde Laparoskopik Cerrahi Neden Artık Tıbbi Bir Altın Standarttır?
Rahim alınması, tıbbi adıyla histerektomi, dünya genelinde kadınlara sezaryenden sonra en sık uygulanan ikinci büyük cerrahi operasyondur. Yıllar boyunca bu işlem karın bölgesinde kasık hizasından veya göbek altından yapılan büyük ve derin kesilerle gerçekleştirilmiştir. Büyük kesiler, iyileşmesi zaman alan, enfeksiyon riski taşıyan ve hastayı günlerce yatağa bağımlı kılan bir süreç anlamına geliyordu. Bugün gelinen noktada ise, rahim ne kadar büyük olursa olsun, içeride ne kadar zorlu bir hastalık bulunursa bulunsun kapalı yöntemler altın standart olarak benimsenmiştir. Bu ameliyat sırasında rahmi yerinde tutan çok sağlam bağlar ve rahme kan getiren ana damarlar, karın dışından kontrol edilen uzun, çubuk şeklindeki teknolojik aletlerle mühürlenerek kesilir.
Rahmin alınmasını gerektiren başlıca tıbbi gerekçeler şöyledir.
Büyümüş miyomlar
Kontrolsüz kanamalar
Şiddetli rahim sarkması
İleri derece endometriozis
Kanser öncüsü hücreler
Erken evre kanserler
Bu rahatsızlıklardan herhangi biri nedeniyle ameliyat kararı alındığında, kapalı yöntemin hastaya sunduğu avantajlar benzersizdir. İçerideki tüm serbestleştirme işlemleri bittikten sonra, rahim genellikle vajinal yoldan dışarı alınır. Vajinanın tepe noktası yine kapalı yöntemle, içeriden atılan sağlam dikişlerle kapatılır. Karın duvarında kaslar kesilmediği için ameliyat sonrası ağrı inanılmaz derecede azdır. Açık ameliyat olan bir kişi günlerce hastanede kalıp haftalarca evde yatmak zorundayken, kapalı ameliyat olan kişiler genellikle operasyonun ertesi günü hastane koridorlarında rahatça yürüyüş yapabilir, ikinci gün evlerine gidebilir ve on gün içinde normal iş hayatlarına dönebilirler. Üstelik karın bölgesinde büyük bir yara izi kalmaması, hastaların bu büyük cerrahi travmayı psikolojik olarak çok daha hızlı atlatmalarına yardımcı olur.
Doğurganlığı ve Rahmi Korumayı Hedefleyen Miyom Tedavisinde Laparoskopik Cerrahi Nasıl Uygulanır?
Miyomlar, üreme çağındaki kadınların çok büyük bir kısmında karşılaşılan, rahim kasından köken alan iyi huylu urlardır. Çoğu zaman küçük ve sessiz kalsalar da bazı durumlarda devasa boyutlara ulaşarak aşırı kanamalara, dayanılmaz ağrılara, kansızlığa veya çevre organlara baskı yaparak hayatı zindan eden sorunlara yol açabilirler. Gelecekte anne olma hayali kuran veya sadece rahminin alınmasını istemeyen kadınlar için kapalı miyom ameliyatları tam anlamıyla kurtarıcı bir seçenektir. Bu teknikte amaç ana organa yani rahme kesinlikle zarar vermeden, sadece sorunlu dokuyu (miyomu) bulunduğu yerden kabuk gibi soymak ve dışarı almaktır.
Bu sürecin adımları oldukça ince bir mühendislik gerektirir. Miyomun etrafını saran rahim kası çok kanlanan bir bölge olduğu için, kesi yapılmadan hemen önce o bölgeye damarları geçici olarak büzen özel ilaçlar zerk edilir. Bu sayede ameliyat esnasında kanama yok denecek kadar aza indirilir. Miyom dikkatlice soyulduktan sonra geriye derin bir boşluk kalır. Bu boşluk, içeriden özel aletler yardımıyla, sanki açık ameliyat yapılıyormuşçasına sağlam bir şekilde kat kat dikilerek onarılır.
Miyom tedavisinde hastanın profiline göre göz önünde bulundurulan unsurlar şunlardır:
- Miyomun boyutu
- Miyomların sayısı
Rahim içindeki yerleşimi
Hastanın yaş aralığı
Gelecekteki gebelik planı
Peki portakal, hatta bazen kavun büyüklüğündeki bu miyomlar, göbek deliğindeki o bir santimetrelik minik delikten dışarı nasıl çıkarılır? İşte burada modern tıbbın akılcı çözümleri devreye girer. Karın içerisine rulo halinde özel ve son derece dayanıklı bir torba yerleştirilir. İçeride açılan bu torbanın içine alınan miyom, sadece torbanın kapalı sistemi içinde çalıştırılan tıraşlayıcı aletlerle küçük şeritler halinde kesilir ve dışarı çekilir. Bu yöntemin en büyük amacı onkolojik güvenliktir. Çok nadir de olsa miyomun içinde gizli bir kötü huylu hücre bulunma ihtimaline karşı, dokular karın içine saçılmadan güvenle tahliye edilir. Rahmi korunan ve daha sonra hamile kalmak isteyen kadınların, rahim duvarındaki o sağlam dikişlerin tamamen kaynaması ve gebelikte bir risk yaratmaması için operasyondan sonra ortalama altı ay kadar beklemeleri ideal bir yaklaşımdır.
Hayat Kalitesini Düşüren Çikolata Kisti ve Endometriozis Yönetiminde Laparoskopik Cerrahi Neden Kritik Bir Rol Oynar?
Endometriozis, rahim içini döşeyen hücrelerin tamamen yolunu şaşırarak yumurtalıklara, tüplere, bağırsak yüzeylerine veya idrar yollarına yerleşmesiyle ortaya çıkan oldukça inatçı bir hastalıktır. Bu yanlış yerleşimli hücreler, her ay adet döneminde kanayarak bulundukları yerde iltihap, kist ve yapışıklıklara neden olurlar. Hastalar genellikle yıllarca süren teşhis süreçlerinden geçerler çünkü basit ultrason veya MR cihazları, karın zarı üzerine saçılmış incecik iltihap odaklarını her zaman gösteremez. Bu noktada kapalı yöntem hem hastalığın adını kesin olarak koymak hem de aynı seansta tüm hastalıklı dokuları temizlemek için alternatifsiz bir yoldur.
Endometriozis hastalarının hayatını zorlaştıran temel sorunlar şöyledir.
Adet döneminde kramp
Sürekli pelvik ağrı
Sindirim sistemi şikayetleri
İlişki sırasında ağrı
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; teşhis veya tedavi yerine geçmez. Op. Dr. Miray Sekkin Eser kliniğinde plan, yalnızca yüz yüze değerlendirme sonrasında yapılır.
