
Tüp bebek
Ankara Tüp Bağlama (Tüp Ligasyonu)
9 dk okuma
Ankara Tüp Bağlama (Tüp Ligasyonu) yapan doktorlardan Op. Dr. Miray Sekkin Eser ile iletişime geçip, Ankara Tüp Bağlama (Tüp Ligasyonu) fiyatları ve süreç hakkında bilgi alabilirsiniz.
Tüp bağlama (tüp ligasyonu), kadın üreme sisteminde yumurta ile spermin buluştuğu fallop tüplerinin cerrahi müdahale ile kapatılması esasına dayanan kesin ve kalıcı bir doğum kontrol yöntemidir. Gebeliği fiziksel bir engel oluşturarak önleyen bu işlem aile planlamasını tamamlamış bireyler için en yüksek koruyuculuk oranına sahip cerrahi çözümlerden biridir. Modern tıbbın sunduğu tekniklerle güvenle uygulanan tüp ligasyonu, hormonal döngüye veya kadınlık doğasına müdahale etmeden, sadece istenmeyen gebelik riskini ömür boyu ortadan kaldırır. Bu prosedür, sağlıklı ve bilinçli bir geleceğin inşasında tıbbi bir güvence niteliği taşımaktadır.
Tüp bağlama nedir ve nasıl bir korunma yöntemidir?
Tüp bağlama, tıp dilindeki adıyla tüp ligasyonu, bir kadının bir daha hamile kalmasını engellemek amacıyla uygulanan kalıcı bir cerrahi doğum kontrol yöntemidir. Bu yöntemi daha iyi anlayabilmek için öncelikle üreme sisteminin nasıl çalıştığını çok basitçe gözümüzde canlandırmamız gerekir. Kadın üreme sistemi; rahim, yumurtalıklar ve bu ikisini birbirine bağlayan, ince uzun kanallar olan fallop tüplerinden oluşur. Her ay yumurtalıklardan sağlıklı bir yumurta hücresi serbest bırakılır. Bu yumurta, fallop tüpünün içine girer ve burada beklemeye başlar. Eğer cinsel ilişki gerçekleşirse, erkekten gelen sperm hücreleri rahmi geçerek bu tüplerin içine kadar yüzer. İşte mucizenin, yani döllenmenin gerçekleştiği o kritik buluşma noktası bu tüplerin içidir.
Tüp bağlama işlemi, bu buluşma noktasını ortadan kaldırma prensibine dayanır. Eğer sperm ile yumurtanın karşılaştığı bu köprüyü ortadan kaldırırsanız, ne kadar uğraşırsanız uğraşın gebelik oluşamaz. Cerrahi işlem sırasında bu ince kanallar çeşitli yöntemlerle kesilir, bağlanır, yakılır veya tamamen çıkarılır. Böylece yol fiziksel olarak tamamen kapanmış olur. Yumurtalıklar her zamanki gibi çalışmaya, her ay taze bir yumurta üretmeye devam eder. Ancak üretilen bu yumurta kapalı yoldan geçemez, spermler de ona ulaşamaz. Karşılaşma olmadığı için gebelik ihtimali ortadan kalkar. Yolunu bulamayan ve döllenmeyen o küçük yumurta hücresi ise vücut tarafından tamamen doğal ve zararsız bir şekilde sessizce emilerek ortadan kaybolur.
Tüp bağlama işlemi kadın vücudunda nasıl bir etki yaratır?
Pek çok kadının kafasındaki en büyük soru işareti, bu işlemin vücudun genel işleyişine nasıl bir zarar vereceği yönündedir. Bedene dışarıdan yapılan her müdahale ister istemez bir korku yaratır. Ancak tüp ligasyonu ameliyatının en güzel tarafı, vücudun genel sistemlerine, özellikle de hormonal dengesine kesinlikle dokunmamasıdır. Kadın bedeni muazzam bir uyum içinde çalışır. İşlem sırasında yapılan müdahale sadece o ince taşıma kanallarınadır.
Yumurtalıkların kan damarları, sinirleri veya rahimle olan diğer bağlantıları hiçbir şekilde hasar görmez. Bu organlar sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ederler. Rahim içi zar her ay hormonların etkisiyle kalınlaşmaya ve gebelik için hazırlanmaya devam eder. Gebelik oluşmadığında ise bu zar kanamayla atılır. Yani adet kanamalarınızda anatomik olarak hiçbir eksilme veya değişme olmaz. Vücut sadece taşıma fonksiyonunu kaybetmiştir. Bunu bir benzetmeyle açıklamak gerekirse; iki şehir arasındaki otoyolu kapattığınızı düşünün. Otoyol kapandı diye şehirlerdeki hayat durmaz, fabrikalar çalışmaya devam eder, sadece iki şehir arasındaki araç geçişi engellenmiş olur. İşte tüp bağlama işlemi de böyledir. Üretim devam eder ancak sevkiyat durdurulmuştur.
Kapalı (laparoskopik) tüp bağlama ameliyatı nasıl yapılır?
Eğer doğum yapmış değilseniz veya gebelik gibi bir durumunuz yoksa, sadece korunma amacıyla bu ameliyatı olmak istiyorsanız başvurulan yöntem kapalı ameliyat, yani laparoskopik cerrahidir. Modern tıbbın sunduğu en büyük konforlardan biri olan bu yöntem büyük kesilere, derin yara izlerine ve uzun yatış sürelerine olan ihtiyacı ortadan kaldırmıştır. Hastalar açısından son derece rahat geçen bir süreçtir.
İşlem tamamen uyutulduğunuz genel anestezi altında yapılır, yani ameliyathanede hiçbir ağrı hissetmez, hiçbir şey hatırlamazsınız. Uyuduğunuzda, cerrah göbek deliğinizin hemen içinden veya çok yakınından, yaklaşık bir santimetre kadar küçücük bir kesi yapar. Buradan içeriye, karın içi organları net bir şekilde gösteren ışıklı ve çok ince bir kamera yerleştirilir. Tabi içeride rahat çalışabilmek ve organları birbirinden ayırabilmek için karın boşluğu tamamen zararsız olan karbondioksit gazı ile yavaşça şişirilir. Bu sayede içerisi adeta geniş bir çadıra dönüşür ve tüm üreme organları televizyon ekranı netliğinde görünür hale gelir.
Daha sonra kasık bölgelerine yakın yerlerden, yine yarım santimetre civarında çok küçük delikler açılarak cerrahi aletler içeri gönderilir. Bu aşamada tüpleri kapatmak için cerrahın tercihine veya sizin durumunuza göre farklı teknikler uygulanabilir. Bazen tüplerin bir kısmı elektrik enerjisiyle yakılarak tahrip edilir ve kesilir. Bazen tüplerin üzerine küçük titanyum veya plastik klipsler takılarak damarlar sıkıştırılır. Son yıllarda ise, birazdan daha detaylı değineceğimiz üzere, tüplerin tamamen vücut dışına çıkarılması en sık tercih edilen yöntem haline gelmiştir. Hangi teknik kullanılırsa kullanılsın, işlem genellikle otuz ila kırk beş dakika gibi çok kısa bir sürede tamamlanır. Aletler çıkarılır, gaz boşaltılır ve o küçük deliklere gizli dikişler atılarak üzerine minik bantlar yapıştırılır. Uyandığınızda karnınızda sadece birkaç küçük yara bandı görürsünüz.
Açık cerrahi veya sezaryen sırasında tüp bağlama mümkün müdür?
Elbette mümkündür ve hatta zamanlama açısından en sık uygulanan pratik yaklaşımlardan biridir. Bir anne adayı zaten sezaryen ile doğum yapacaksa ve artık başka çocuk düşünmüyorsa, bu eşsiz bir fırsattır. Çünkü sezaryen ameliyatı sırasında kadının karnı ve rahmi zaten açık durumdadır. Bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesinin ve rahim içinin temizlenmesinin hemen ardından, cerrah saniyeler içinde yumurtalıklara ve tüplere ulaşabilir. Bu esnada tüplerin orta kısımlarından küçük bir parça özel dikişlerle bağlanıp kesilerek çıkarılır. Bu ek işlem sezaryen ameliyatının toplam süresine sadece birkaç dakika ekler ve hastaya iyileşme döneminde hiçbir ekstra ağrı veya sorun yaşatmaz.
Benzer şekilde tamamen normal yolla, yani vajinal yolla doğum yapan kadınlarda da doğumdan hemen sonraki ilk saatler veya ilk gün içinde tüp bağlama ameliyatı çok kolay bir şekilde yapılabilir. Doğumdan hemen sonra rahim henüz küçülmemiştir ve göbek deliği hizasındadır. Tüpler de bu sayede çok yukarıya, karın duvarına yakın bir yere gelmiş olur. Göbek deliğinin hemen altından yapılacak iki üç santimetrelik minicik bir kesi ile tüplere anında ulaşılır, işlem yapılır ve bölge kapatılır. Kadın zaten lohusalık sürecinde hastanede dinlenirken bu işlem de aradan çıkmış olur ve taburcu olduğunda ömür boyu korunma garantisiyle evine döner.
Tüp ligasyonu öncesi hazırlık sürecinde nelere dikkat edilmelidir?
Her ne kadar tüp ligasyonu kısa süren ve konforlu bir ameliyat olsa da nihayetinde genel anestezi gerektiren bir cerrahi müdahaledir. Bu nedenle hem fizyolojik hem de psikolojik hazırlık büyük önem taşır. Öncelikle bu kararı gerçekten kendi iç dünyanızda netleştirmiş olmanız gerekir. “Belki ileride tekrar isterim” gibi en ufak bir şüpheniz varsa, bu işlemi ertelemek en doğrusudur. Psikolojik olarak hazır olduğunuzdan emin olduktan sonra tıbbi hazırlık süreci başlar.
Ameliyat öncesi tıbbi hazırlık sürecinde istenen tetkik ve değerlendirmeler şunlardır:
- Kan grubu tayini
- Tam kan sayımı
- Pıhtılaşma testleri
- Karaciğer enzimleri
- Böbrek fonksiyon testleri
- Kanda gebelik testi
- Anestezi muayenesi
Bu testler arasında kanda gebelik testinin yeri çok ayrıdır. Bazen kadınlar çok yeni hamile kalmış olabilirler ve bunun henüz farkında olmayabilirler. Eğer içeride yeni başlayan bir gebelik varken bu ameliyat yapılırsa çok ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu yüzden ameliyat sabahı bile olsa kanda gebelik testinin negatif olduğunun kesin olarak teyit edilmesi hayati bir kuraldır. Bunun dışında, ameliyata girmeden önceki gece yarısından itibaren hiçbir şey yiyip içmemeniz, yani midenizi tamamen boş tutmanız, güvenli bir anestezi süreci için şarttır.
Tüp bağlama sonrası iyileşme süreci nasıldır?
Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra uyanma ve toparlanma süreci hastaları genellikle şaşırtacak kadar hızlı olur. Narkozun etkisi yavaş yavaş geçtikten sonra odanıza alınırsınız. İlk birkaç saat hafif bir sersemlik hissi ve karın bölgesinde adet sancısına benzeyen hafif bir ağrı hissedilmesi son derece doğaldır. Ancak hastanede uygulanan basit ağrı kesicilerle bu durum hızla kontrol altına alınır.
Hastaların ameliyat sonrasında en çok şikayet ettikleri konu, ilginç bir şekilde karın ağrısı değil sağ omuz veya boyun bölgesinde hissettikleri batma tarzındaki ağrıdır. Bu ağrının sebebi ameliyat yerine bağlı değildir. Hatırlarsanız, ameliyat sırasında içeriyi net görebilmek için karın boşluğunun gazla şişirildiğinden bahsetmiştik. İşlem bitiminde bu gazın büyük bir kısmı boşaltılsa da içeride ister istemez bir miktar hava kalır. Kalan bu gaz yükselerek göğüs kafesi ile karın boşluğunu ayıran diyafram kasını uyarır. Diyaframın sinirleri omuz bölgesine kadar uzandığı için beyniniz bu durumu bir omuz ağrısı olarak algılar. Kesinlikle tehlikeli bir durum değildir. Ameliyattan birkaç saat sonra odanın içinde yavaş yavaş yürümeye başladığınızda, vücut bu gazı çok hızlı bir şekilde emer ve ağrı kendiliğinden tamamen kaybolur. Genel durumunuz iyiye gittiğinde, aynı günün akşamı veya ertesi sabah yürüyerek hastaneden ayrılıp evinize gidebilirsiniz.
Tüp bağlama ameliyatından sonra günlük hayata ne zaman dönülür?
Eve döndükten sonra sürekli yatakta yatmanıza veya kendinizi hasta gibi hissetmenize hiç gerek yoktur. Aksine, evin içinde kendi işlerinizi yapmanız, dolaşmanız iyileşmeyi ve gazın atılmasını hızlandırır. Sadece ilk birkaç gün vücudunuzu çok zorlamamaya özen göstermeniz yeterlidir. Masa başı bir işiniz varsa iki veya üç gün içinde rahatlıkla işinize dönebilirsiniz. Kesi yerlerindeki minik dikişler genellikle kendiliğinden eriyen türdendir, dolayısıyla dikiş aldırma gibi bir stresiniz de olmaz. Suya dayanıklı bantlar kullanıldıysa ertesi gün hemen ılık bir duş alıp ferahlayabilirsiniz.
Yine de vücudun iç dokularının tamamen iyileşmesi ve eski gücüne kavuşması için biraz zamana ihtiyaç vardır. Bu süreçte dikkat etmeniz gereken ana unsurlar şunlardır:
- Ağır eşyalar kaldırmamak
Mekik gibi karın kaslarını zorlayan hareketlerden kaçınmak
İki hafta boyunca cinsel ilişkiye girmemek
Enfeksiyon riskine karşı denize girmemek
Küvette banyo yapmamak
İlk yirmi dört saat araç kullanmamak
Kendini aşırı yoracak sporlardan uzak durmak
Tüp ligasyonu adet düzenini veya hormonları bozar mı?
İşte bu ameliyatla ilgili toplum içinde kulaktan kulağa en çok dolaşan, en köklü ve en yanlış efsaneye geldik. Birçok kadın, tüplerini bağlattıktan sonra adetlerinin kesileceğini, miktarının azalacağını, hormonlarının alt üst olacağını veya aniden menopoza gireceğini düşünerek büyük bir korku yaşar. Vücudun nasıl çalıştığına dair gerçekleri bilirsek, bu korkuların ne kadar yersiz olduğunu hemen anlarız.
Adet döngüsünü ve kadınlık hormonlarını (östrojen ve progesteron) yöneten ana merkez tüpler değil yumurtalıklardır. Yumurtalıklar bu hormonları üretir ve doğrudan kan damarları yoluyla tüm vücuda dağıtırlar. Rahim içi dokusu da kandan gelen bu hormonları algılayarak her ay kalınlaşır ve dökülerek adet kanamasını oluşturur. Tüpler ise bu hikayede sadece cansız birer taşıma borusudur. Tüp bağlama işlemi sırasında biz cerrahlar yumurtalıklara kesinlikle dokunmayız. Onların kan akımını, damarlarını bozmayız. Sadece o taşıma borusunun ortasını kapatırız. Hal böyle olunca, yumurtalıklar hormon üretmeye, hormonlar kana karışmaya ve rahim de kanamaya tamamen aynı şekilde devam eder. Yani ameliyattan önce adet döngünüz nasılsa, ameliyattan sonra da saat gibi aynı düzende işlemeye devam edecektir. Ne bir eksik ne bir fazla.
Tüp bağlama işlemi erken menopoza neden olur mu?
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; teşhis veya tedavi yerine geçmez. Op. Dr. Miray Sekkin Eser kliniğinde plan, yalnızca yüz yüze değerlendirme sonrasında yapılır.
